a

Sorunuz Var Mı? Bize Sormaktan Çekinmeyin.

TEL : 0212 877 57 30
GSM : 0543 919 86 34

halicavukatlik@gmail.com
Adres : Çağlayan Mahallesi Taşocağı Caddesi No 15 İç Kapı 17 Park İş Merkezi Kat 2 Daire 205 Kağıthane / İSTANBUL

Azami Süre Uygulamasından Doğan Davalar

Azami Süre Uygulamasından Doğan Davalar

A. YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK


2010 yılında yapılan kanun değişikliğiyle, öğrencilerin eğitimde başarısız olmaları gerekçesiyle
üniversiteyle ilişiklerinin kesilmesi uygulamasına son verilmiştir. Bu politika gereği yapılan kanun
değişiklikleri sonrasında oluşan ( mülga ) kanun hükümleri ; önlisans , lisans , yüksek lisans ve
doktora programlarından her bir program için azami süreler belirlemiş ; ilgili programın belirlenen
süreler içerisinde bitirilmemesi halinde ilgili döneme ait öğrenci katkı payı veya öğrenim ücretlerini
ödemek koşuluyla öğrenimlerine devam edeceğini belirtmiştir.


Ancak 2010lu yıllarda ülkemizde yaşanan toplumsal olaylar sonrasında ; özellikle birtakım üniversite
öğrencilerinin eğitimlerin belirli kasten bitirmeyerek üniversitelerde provokatör olarak bulunduğu ve
azami süre uygulaması olmaksızın verilen üniversite eğitiminin üniversite kampüslerinde terör örgütü
oluşumlarına yol açtığı gerekçeleriyle 2014 yılında Yükseköğretim Kanunu tekrar değiştirilmiştir.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 44üncü maddesinin ‘c’ bendi 19.11.2014 tarihinde 6569 sayılı
Kanun’un 28 inci maddesiyle değiştirilmiştir. Bu düzenlemenin ilk fıkrasına göre ;

“…Öğrenciler, bir yıl süreli yabancı dil hazırlık sınıfı hariç, kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın öğrenim süresi iki yıl olan önlisans programlarını azami dört yıl, öğrenim süresi dört yıl olan lisans programlarını azami yedi yıl, öğrenim süresi beş yıl olan lisans programlarını azami sekiz yıl, öğrenim süresi altı yıl olan lisans programlarını azami dokuz yıl içinde tamamlamak zorundadırlar.. ” hükmü getirilmiştir.

Aynı bendin 3. Fıkrası ise bu süreler içerisinde mezun olamayan bazı öğrencilere ilişkin birtakım ek
sınav hakkı imkanı getirmektedir. Ek sınav hakkı kapsamında ilk önce kayıtlı olduğu programın son sınıfı öğrencilerine verilecek ek sınav hakkı belirtilmiştir.

Buna göre son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları bütün dersler için iki ek sınav hakkı verilir. Bu sınavlar sonunda başarısız ders sayısını beş derse indirenlere bu beş ders için üç yarıyıl, ek sınavları almadan beş derse kadar başarısız olan öğrencilere dört yarıyıl (sınıf geçme esasına göre öğretim yapılan kurumlarda iki öğretim yılı); bir dersten başarısız olanlara ise öğrencilik hakkından yararlanmaksızın sınırsız, başarısız oldukları dersin sınavlarına girme hakkı tanınmıştır.

Yine aynı bendin 4. Fıkrası ise derslere devam yükümlülüklerini yerine getirdikleri halde , yıl içi ve yıl
sonu sınav yükümlülüklerini bu maddede belirtilen hükümlere uygun olarak yerine getiremedikleri için
öğretim kurumları ile ilişiği kesilen hazırlık sınıfı ve birinci sınıfta en fazla bir dersten ; ara sınıflarda ise
en fazla üç dersten başarısız olan öğrencilere üç yıl içinde kullanacakları üç sınav hakkı verileceği
belirtilmiştir.

Yükseköğretim Kanununun Geçici 67. Maddesi ise bu kanun değişikliği öncesinde üniversiteye kayıtlı
olan öğrenciler bakımından azami sürelerin hesaplanmasında , daha önceki öğrenim sürelerinin dikkate
alınmayacağını belirtmiştir. Buna göre 2014 yılı , üniversite eğitiminde azami süre hesabında başlangıç
dönemi olarak kabul edilmektedir.

B. KANUN DEĞİŞİKLİĞİNİN EKSİKLİKLERİ VE KANUNUN UYGULANMASINDA GÖRÜLEN SORUNLAR

1- Kanun Değişikliği Yürürlüğe Girmeden Önce Eğitim Programlarına Kayıtlı Öğrenciler Bakımından


2547 sayılı Kanunun 19.11.2014 tarihli kanun değişikliğinden önceki halinde , kayıtlı olduğu eğitim
programlarını kanunda belirli süreler içerisinde başarılı olarak bitiremeyen öğrencilerin ilgili döneme ait
öğrenci katkı payı veya öğrenim ücretlerini ödemek koşuluyla öğrenimlerine devam edeceğini belirtmiştir.

2547 sayılı Kanunun 19.11.2014 tarihli değişiklik sonrasında ise kayıtlı olduğu eğitim programlarını kanunda belirli süreler içerisinde başarılı olarak bitiremeyen öğrencilerin öğrencilikten ilişiklerinin kesileceğini , ancak şartlarını sağlıyorlarsa ek sınav haklarından faydalanabilecekleri belirtilmiştir. Buna göre bu düzenleme, kanun değişikliği yürürlüğe girmeden önce eğitim programlarına kayıtlı öğrenciler bakımından aleyhe görülmektedir.

Bu husus , kanun değişikliği yürürlüğe girmeden önce eğitim programlarına kayıtlı öğrenciler açısından
aleyhe kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı konusunda hukuki ihtilaf yaratmıştır. Eğitim ve
öğrenim hakkı Anayasa ile teminat altına alınmıştır. Bu durumda, hukuka uygun elde edilen hakların
müktesep hak oluşturacağından okula kaydını yaptırdığı tarihte yürürlükte olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 44.maddesine göre kazanılmış haklarının olduğu sonucuna ulaşılması gerekmektedir.

Kaldı ki Anayasanın 2. Maddesinde ” hukuk devleti ” ilkesi kabul edilmiştir. Hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez unsurlarından birisi kanunların hukuk güvenliği sağlaması, bu doğrultuda geleceğe yönelik,
öngörülebilir kurallar içermesi gerekliliğidir. Bu nedenle, hukuk devletinde güven ve istikrarın
korunabilmesi için kural olarak kanunlar yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki olaylara uygulanırlar. Yürürlüğe giren kanunların geçmişe etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir. Kanunların geriye
yürümezliği ilkesi de göz önüne alınarak kanun değişikliği yürürlüğe girmeden önce eğitim
programlarına kayıtlı öğrencilerin söz konusu değişiklikten etkilenmemeleri gerekmektedir.

2- Kanun Değişikliğinin Eksikliği Nedeniyle Uygulamada Görülen Sorunlar

19.11.2014 tarihinde , 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 44üncü maddesinin ‘c’ bendinde yapılan
kanun değişikliği eğitim programlarının birbirinden farklı özellikleri gözetmeden yapılmıştır. Örneğin bu
kanun değişikliği ; kayıtlı olduğu programlarda son sınıf öğrencilerinin alt dönemlerden kalan başarısız
derslerinin olması durumunda ek sınav hakları vermektedir. Ancak kurul (komite) ders geçme sisteminin
uygulandığı Tıp eğitimi veya Diş Hekimliği eğitim programlarında kayıtlı öğrenciler ; alt dönemden ders
bırakarak bir üst sınıfa geçememektedir. Bu nedenle kurul ( komite ) ders geçme sisteminin uygulandığı
eğitim programlarında tanınan ek sınav hakları , diğer programlara göre daha sınırlı olarak uygulanmak
zorunda kalmıştır.

2547 sayılı kanunda yapılan kanun değişikliği sırf yazılı sınav yapıldığı anlayışı ile düzenlenmiştir.
Ancak başta Tıp Fakültesi ve Diş Hekimliği Fakültelerinde staj olarak anılan uygulamalı dersler de
bulunmaktadır. Bu nedenle uygulamalı derslerde ek sınav haklarının kullandırılıp kullandırılamayacağı,
kullandırılacaksa ne şekilde kullandırılacağı konusunda birçok sorun yaşanmaktadır. Üniversiteler ,
uygulamalı dersleri olan eğitim programlarında azami süre uygulaması ne şekilde kullandırılacağı
konusunda Yükseköğretim Kurulundan görüş istemiştir.

YÖK bu hususta farklı tarihlerde farklı görüşler bildirerek bu konudaki uyuşmazlıkların iyice artmasına sebep olmuştur.

YÖK ilk önce uygulamalı derslerde ek sınav haklarının kullandırılamayacağı dolayısıyla bu kapsamdaki
öğrencilere ek sınav hakkı tanınmayacağı şeklinde görüş belirtmişse de sonraki tarihli toplantılarında
görüş değiştirerek uygulamalı derslerde intörn statüsündeki öğrenciler açısından ek sınav haklarından yararlanabileceklerini belirtmiştir.

Bu kanunun uygulanmasında yaşanan sorunlardan bir kısmı ise intörn öğrenciler açısındandır.

Bilindiği gibi bazı eğitim programlarında öğrencilikten mesleğe geçiş dönemi ön hazırlığı olarak intörnlük statüsü bulunmaktadır. İntörn statüsünde bulunan öğrenciler bu dönemlerinde uygulamalı staj derslerine girmekte olup derslerin başarı durumları staj notlarına göre belirlenmektedir.

2547 sayılı kanunda yapılan kanun değişikliği ise sırf yazılı sınav olduğu anlayışı ile düzenlendiğinden yürürlükte bulunan kanun hükümlerinin intörn öğrenciler için uygulanmasında birçok hukuki sorun yaşanmıştır.

İntörnlük uygulamasının yer aldığı eğitim programlarında ” intörn ” sıfatının son sınıf öğrencisi olarak
değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda da farklı görüş ve uygulamalar bulunmaktadır.

Bir görüş ; intörnlük statüsünün ilgili eğitim programının son sınıfı olarak kabul edilmesi ve böylelikle
2547 sayılı kanunun son sınıf öğrencilerine tanıdığı ek sınav haklarının intörn öğrenciler için değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.

Diğer bir görüş ise , intörnlerin işe giriş sigortasının yapıldığını ve intörnlükte asgari ücret maaş uygulaması olduğunu böylelikle intörnlerin öğrenci olarak değerlendirilemeyecek ara statü olduğu ileri sürerek , son sınıf öğrencilerine tanınacak ek sınav haklarının intörnlükten bir önceki sınıf öğrencilerine tanınması gerektiği sonucuna ulaşmaktadır.

Bu nedenlerle 19.11.2014 tarihinde tepeden inmeci bakış açısı ile yapılan kanun değişikliği birçok
yönden sorunlu ve eksiktir. Söz konusu kanun hükmünün hali hazırdaki eğitim programlarının özellikleri
saptanarak ve uygulama yönetmelikleri hazırlanmak suretiyle geliştirilmesi gerekmektedir.


3- Azami Süre Hesabının Başlangıcında Hangi Öğrenim Döneminin Esas Alınacağı Sorunu

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Geçici 67.maddesi bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte
yükseköğretim kurumlarında kayıtlı olan öğrenciler bakımından azami sürelerin hesaplanmasında, daha
önceki öğrenim süreleri dikkate alınmayacağını belirtmektedir. Buna göre azami süre hesabının
başlangıcında kanunun yürürlüğe girdiği 2014 Kasım ayı dikkate alınacaktır. Ancak bilindiği gibi
ülkemiz müfredatında üniversite eğitimleri Güz ve Bahar yarıyılı olarak ikiye ayrılmaktadır. Güz yarıyılı
eğitimleri ise genel olarak Ekim ayının son haftalarında veya Eylül ayının ilk haftalarında başlamaktadır.

Buna göre , yürürlük tarihi Kasım ayına denk gelen kanun değişikliğinin Kasım ayında uygulanması
üniversitenin takvimine uymamaktadır. Bu nedenle üniversiteler öğrencinin kayıtlı olduğu programa göre
azami süreyi hesaplayarak , azami sürenin dolacağı Güz Yarıyılı başlangıcında öğrencilikten ilişiği
kesme kararı almaktadır. Bu husus öğrencinin Anayasa ile teminat altına alınan öğrenim hakkının en az 2
ay kadar süreyle engellenmesi anlamına gelmektedir. Bu durumda azami süre hesabının başlangıcında
Bahar Yarıyılının esas alınması daha doğru görünmektedir.


C. ÜNİVERSİTENİN AZAMİ SÜRE DOLMASI SEBEBİYLE ÖĞRENCİLİKTEN İLİŞİKTEN KESME KARARINA KARŞI AÇILMASI GEREKEN DAVALAR

Üniversitelerin azami süreyi dolduran öğrencilerin öğrencilikle ilişiğini kesme kararlarını üniversite
senatosu tarafından alınacak karar ile yerine getirmesi gerekmektedir. Üniversite Senatosunun mevzuata
uygun yeter sayı ile toplanmalı ve mevzuatına uygun karar sayısı ile öğrencinin azami süreyi doldurması sebebiyle öğrencilikten ilişiğinin kesilmesine karar vermelidir.

Üniversite senatosu tarafından verilen öğrencinin azami süreyi doldurması sebebiyle öğrencilikten ilişiği
kesme kararı öğrenci işleri daire başkanlığına bildirilir. Öğrenci işleri daire başkanlığı, söz konusu
ilişikten kesme kararını ilgili öğrenciye tebliğ edilecektir. Bu hususta dava açmak isteyen öğrenci ,
tebliğden itibaren 60 gün içerisinde yetkili idare mahkemesi kapsamında idari işlemin iptali istemli dava
açması gerekmektedir. Öğrencilikten ilişiği kesme kararına karşı süresi içerisinde açılmayan davalarda ,
mahkemece yapılan ön inceleme neticesinde dava reddolunmaktadır.

Ayrıca öğrencinin dava süresince öğrenimini sağlamak amacıyla davanın yürütmeyi durdurma istemli olarak açılması gerekmektedir. Bu tür davalarda yürütmeyi durdurma kararı önem arz etmektedir. Somut olayın özelliklerine göre davanın yürütmeyi durdurma kararı ile birlikte görülmesi halinde ; dava kaybedilse dahi öğrencinin mezuniyetini koruma imkanı bulunmaktadır. Bu nedenle azami sürenin dolması nedeniyle öğrencilikten ilişiği kesme kararına karşı açılacak davalarda hukuki destek alınması gerekir.