HASAR TESPİTİ DAVALARI HAKKINDA YENİ YARGILAMA USULÜ
06.02.2023 tarihinde meydana gelen depremler sonrası 7269 sayılı Kanunun 13. Maddesi gereği Çevre ,
Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hasar tespiti çalışmaları yapılmıştır. Ancak deprem
bölgesinin oldukça geniş bir çevreye yayılması nedeniyle hasar tespiti çalışmaları usulüne uygun
yapılamamıştır.
Bu hususta özellikle yapılan ilk hasar tespiti çalışmaları artçı depremlerin yaşandığı dönemde yapılmıştır.
Böylece birçok yapının tespit edilen hasar durumu , gerçekte olduğundan farklı olarak tespit edilmiştir.
7269 sayılı Kanun’un 13. Maddesinin 6. Fıkrasına göre Çevre , Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı
tarafından tespit edilen hasar durumlarına karşı tek başına dava açılamamaktadır. Buna göre ; ağır hasarlı
olduğu tespit edilen yapılar yıkım kararları ile birlikte , orta hasarlı olduğu tespit edilen yapılar tahliye
kararı ile birlikte , az hasarlı veya hasarsız olduğu tespit edilen yapılar ise hak sahipliğine ilişkin komisyon kararı ile birlikte dava konusu edilebilecektir.
İdari yargılama davalarında konusuna göre 30 veya 60 günlük dava açma süresi olduğu için ilgili
dönemde hasar tespitlerine karşı açılan davalar bir anda yoğunluk oluşturmuştur. Açılan dava sayıları
nedeniyle bazı illerdeki idare mahkemelerinin sayısında artış yapılması gerekmiştir.
Açılan dava sayısı nedeniyle idare mahkemelerde oluşan yoğunluk bir yandan hak sahipliği tespitini
bekleyen depremzedelerin barınma imkanını tehdit etmiş bir yandan kamu güvenliği açısından
yıktırılmamasında sakınca görülen ve neredeyse kendiliğinden yıkılacak yapıların dava sonucuna kadar
yıktırılmaması sonucunu doğurmuştur.
İşte bu sebeplerle 07/11/2023 tarihinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanuna eklenen Geçici 11.
Madde ile sırf deprem sebebiyle açılan hasar tespiti davaları için uygulanacak , yeni ve etkin bir
yargılama usulü benimsenmiştir. Öncelikle getirilen bu yeni düzenlemeler , düzenlemeden önce getirilen
açılan hasar tespiti davalarına da uygun düştüğü ölçüde uygulanacaktır.
İlgili madde hükmüyle yapılan değişiklikler ise şu şekildedir ;
Geçici Madde 11- (Ek:7/11/2023-7471/2 md.)
a) On gün içinde ilk inceleme yapılır ve dava dilekçesi ile ekleri tebliğe çıkarılır.
b) Savunma verme süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren on beş gün olup, bu süre bir defaya
mahsus olmak üzere en fazla on gün uzatılabilir. Savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin
geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır. Savunma dilekçesinde bina askı koduna yer verilir.
c) Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilen kararlara itiraz edilemez.
ç) Keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gereken hâllerde, dosyanın tekemmülünden itibaren on beş gün
içinde keşif yapılır. Tarafların hak ve menfaatlerinin korunması bakımından zorunluluk bulunan hâllerde
keşif ve bilirkişi incelemesi, ilk incelemeyi müteakiben de yapılabilir. Bilirkişi raporları on beş gün
içinde mahkemeye teslim edilir. Bilirkişilere ve bilirkişi raporlarına, raporun tebliğinden itibaren yedi
gün içinde itiraz edilebilir.
d) Duruşma yapılması, tarafların istemine ve mahkemenin kararına bağlıdır. Duruşma davetiyeleri,
duruşma gününden en az on beş gün önce taraflara gönderilir.
e) Bu davalar dosyanın tekemmülünden veya ara karar, keşif, bilirkişi incelemesi ya da duruşma
yapılması gereken hâllerde bunların tamamlanmasından itibaren en geç on beş gün içinde karara bağlanır.
f) Elektronik tebligat adresi bulunmayan taraflara keşif ve duruşma günü, öncelikle 11/2/1959 tarihli ve
7201 sayılı Tebligat Kanununun 7 nci maddesine göre yapılır.
g) Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir.
h) İstinaf dilekçeleri on gün içinde incelenir ve tebliğe çıkarılır.
ı) İstinaf dilekçelerine cevap verme süresi on beş gündür.
i) İstinaf istemi en geç iki ay içinde karara bağlanır. İstinaf incelemesi aşamasında, istinabe olunan
mahkeme gerekli işlemleri on beş gün içinde yerine getirir.
j) Tam yargı davalarıyla bu madde kapsamındaki iptal davaları birlikte görülemez. Bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihten önce, birlikte açılmış olan iptal ve tam yargı davaları ayrılır ve bu davalar
bulunduğu aşamadan itibaren görülmeye devam olunur.
k) Bu maddede süre öngörülmeyen hâllerde her türlü iş ve işlemler ivedilikle sonuçlandırılır.
(2) Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda bu Kanunun diğer hükümleri uygulanır.
(3)Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar hakkında da bu madde hükümleri
bulunduğu aşamadan itibaren uygulanır.
Ancak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce işlemeye başlamış olan savunma, bilirkişi raporuna itiraz, istinaf kanun yoluna başvuru ve istinaf dilekçesine cevap verme süreleri bakımından genel hükümler uygulanır.
SONUÇ ve DEĞERLENDİRME
Öncelikle belirtmek gerekir ki Kanunlarda mahkemelere verilen süreler kesin nitelikte değildir. Örneğin
7269 sayılı İdari Yargıla Kanunu’nun 27. Maddesinin 9. Fıkrasında ” Yürütmenin durdurulmasına dair
verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır.” hükmü yer almaktadır. Uygulamada ise bu süreye
riayet edilmesi pek mümkün gözükmemektir. Bu nedenle doktrin kanun tarafından mahkemelere verilen sürelerin ” özendirici ” olduğuna dikkat çekmektedir.
7269 sayılı Kanunda 07/11/2023 tarihinde yapılan değişiklikler ile mahkemelere verilen süreler de
özendirici olarak uygulanacaktır. Deprem bölgelerinde , kamu güvenliği açısından tehlike arz etmekle
birlikte halen yıkımı yapılamayan birçok yapı bulunmaktadır. Söz konusu yapılar hakkında yapı
sahiplerinin idari yargıya başvurmuş olması , belediyeleri en azından yapının hasar tespitine ilişkin
bilirkişi raporları alınıncaya kadar yıkımdan uzak tutmaktadır. Bu nedenle söz konusu yapılar hakkında
yıkım işlemleri devam ettirememektedir.
Diğer yönden , hasar tespitleri ağır hasarlı veya orta hasarlı olan yapılar elektrik , doğalgaz ve su gibi
imkanlardan faydalanamamaktadır. Söz konusu yapıların gerçek hasar durumu az hasarlı veya hasarsız
olmasına rağmen yapıda barınma imkanı sağlanamayacak şekilde elektrik ve su hizmetleri sağlanamaması yapının metruk olarak durmasına yol açmaktadır.
Bu durumda olan yapılarda barınan kimse olmadığından yapı hırsızlık veya metruk halde kullanıma açık vaziyette bulunmaktadır. Deprem bölgelerindeki dava yükü sebebiyle ilgili yapılarda yapılacak olan keşifler bir hayli uzak tarihlere verilmektedir. Bu husus , dava sonrasında haklı çıkacak davacı depremzedeler için bir hayli soruna sebep olmuştur.
07/11/2023 tarihli yapılan değişiklikler, yaşanan bu somut sorunlar ile birlikte değerlendirildiğinde
uygulanabildiği ölçüde olumlu bir hukuki gelişme olarak görünmektedir.