6136 SAYILI KANUN HÜKÜMLERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
Kamuoyuna İç Güvenlik Paketi olarak tanıtılan kanuni düzenlemeleri getiren 7533 Sayılı Dahiliye Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlar İle 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun adlı torba yasa ; 30/11/2024 tarihli 32738 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Söz konusu torba yasa ile birçok kanunda yeni düzenlemeler yapılmıştır. Bu yazımızda 6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun hükmünde yapılan değişiklikler ve bu kapsamdaki Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan kanun değişikliği ele alınmaktadır.
A. KANUN DEĞİŞİKLİĞİNDEN ÖNCEKİ DURUM
2024 yılı sonuna yaklaşırken toplumumuzda oluşan cezasızlık algısı ile toplumun hukuk sistemine olan inancının azalmaya başlaması şiddet olaylarının artış göstermesinde önemli bir etken olmuştur. Gelinen süreçte cezasızlık algısı ve adalete olan inancın azalmaya başlaması bireysel silahlanmanın artması sonucunu doğurmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 24/11/2024 tarihinde kabul edilen ve kamuoyuna İç Güvenlik Paketi adıyla duyurulan düzenlemeler ile bu durumun önüne geçmeyi amaçlamıştır.
Anılan kanuni düzenlemeden önceki dönemde vahim nitelikte bulunmayan ruhsatsız silah bulundurmak suçunun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve adli para cezası olarak belirlenmişti. Yine ruhsatsız silah bulundurmak suçu ; Ceza Muhakemeleri Kanunu 250. Madde hükmünde belirtilen Seri Muhakeme Usulüne tabi tutuluyordu. Bu usulde , savcılık makamı tarafından şüpheliye suçun cezası yönünden teklifname sunuluyor ; söz konusu teklifname şüpheli tarafından kabul edildiği taktirde cezadan 1/4 oranında indirim yapılmak suretiyle sonuç ceza belirleniyordu. İndirim uygulanmak suretiyle belirlenen sonuç ceza ise şartları oluştuğu taktirde adli para cezasına çevriliyordu. Yine bu halde şüphelinin ruhsatsız silahla yakalandığı tarihten önceki dönemlerde kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunmuyorsa verilen cezanın Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması kararları verilmekteydi. Böylelikle, toplumumuzda ruhsatsız silah bulundurmanın caydırıcı bir yaptırımı bulunmadığı inancı güçlenmiştir.
2024 yılı sonunda Kanun Koyucu , bu durumun önüne geçmek için 7533 Sayılı Dahiliye Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlar İle 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun adlı torba yasayla 6136 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinde ve buna paralel olarak Ceza Muhakemesi Kanunu 250. Maddesinde yeni düzenlemeler getirmiştir.
Bu düzenlemeler neticesinde ; daha öncesinde cezasızlık algısı oluşan ruhsatsız silah bulundurmak suçu isnadından dolayı tutuklama kararları verilmeye başlanmıştır. Bu yazımızda ; 6136 Sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler ile Ceza Muhakemesi Kanunu 250. Maddesinde belirtilen Seri Muhakeme Usulü’nün uygulanma şartlarına değinilmektedir.
B. KANUN DEĞİŞİKLİKLERİ
30/11/2024 tarihli 32738 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7533 Sayılı Dahiliye Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlar İle 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun adlı torba yasa , öncelikle 6136 sayılı Kanun’un 1. Maddesinde değişiklik yapılmıştır.
Bu değişiklikten önce ateşli silahlar ile bunlara ait mermiler 6136 Sayılı Kanunun kapsamında olup namlu, sürgü , gövde, çerçeve , silindir , mekanizma gibi münhasıran ele geçirilen silah parçalar kanun kapsamında değildi.
Yapılan kanun değişikliği ile birlikte ateşli silahlarla mermilerinin veya bu silahlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik öneme haiz parçaları da kanun kapsamında değerlendirilerek münhasıran elde edilse dahi suçun kapsamına alınmıştır.
6136 sayılı Kanun 12.maddesinde 1.fıkrasında düzenlenen ve genellikle ” silah satıcılığı veya silah kaçakçılığı ” olarak bilenen madde hükmünde belirtilen kanun metninde de ateşli silah veya mermiler suçun konusunu oluştururken , yapılan kanun değişikliği ile bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları ya da ses veya gaz fişeği atabilen silah iken bu Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülen silahlar da kanun kapsamına dahil edilmiştir.
Yine 6136 sayılı Kanun 12.maddesinde cezanın artırılması sonucunu doğuran 3. Fıkrasında da benzeri bir kanuni değişiklik yapılarak suça konu silahlarda susturuculu veya hedef noktalayıcı aparat takılı olması hali de kapsam dahiline alınmıştır.
6136 sayılı Kanun’un 12. Maddesine eklenen 6 fıkrada ise kurusıkı tabir edilen silahların ; teknik özelliklerinde değişiklik yapılarak ateşli hale getirilmesi eyleminin 1. Fıkrada belirtilen yasa dışı imal etme suçunu meydana getireceği belirtilmiştir.
6136 Sayılı Kanun’da yapılan en önemli değişiklikler ise genellikle ruhsatsız silah bulundurmak veya satın almak olarak tarif edilen 13.madde de yapılmıştır. Öncelikle diğer değişiklikler de olduğu gibi ateşli silahlar ve mermileri ile birlikte bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları ya da ses veya gaz fişeği atabilen silah iken bu Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülen silahlar da kanun kapsamına dahil edilmiştir.
Kanun değişikliği ile birlikte ruhsatsız silah ve bunlara ait mermiler ve diğer parçaları bulundurmak , satın almak veya taşıma suçunun ceza sınırlarında artırıma gidilerek 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası olarak belirlenmiştir.
Aynı maddenin 3.fıkrasında ise ateşli silahın 1 adet olması ve mutat sayıdaki mermi veya diğer önemli parçalarının ev veya işyerinde bulundurulması halinde verilecek cezanın 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve adli parası olması belirtilmiştir.
Daha önceki dönemde söz konusu suçun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası olarak belirlenmiş ve ilgili suçta Ceza Muhakemesi Kanunu 250. maddesinde belirtilen Seri Muhakeme Usulü’nün uygulanacağı belirtilmiştir.
6136 Sayılı Kanun hükümlerinde yapılan değişiklik ile birlikte Ceza Muhakemesi Kanunu 250.maddesinde de değişiklik yapılarak ruhsatsız silah bulundurma suçunda , suç konusu silahın 1 adet olması ve mutat sayıdaki mermilerinin veya namlu , sürgü , gövde , çerçeve gibi ana veya balistik öneme haiz parçaların ev veya işyerinde bulundurulması halinde Seri Muhakeme Usulü’nün uygulanacağı, 6136 Sayılı Kanun 13.maddesinde belirtilen diğer hallerde ise bu usulün uygulanmayacağı sonucu ortaya çıkmıştır.
Buna göre , ruhsatsız ateşli silah bulundurma ,suçunda suç konusu silahın 1 adet olması ve silahın mermi , namlu , sürgü gibi parçalarının evde veya işyerinde bulunması halinde Seri Muhakeme Usulü uygulanacağından bu kapsama giren suçlarda tutuklama kararlarının verilmemesi gerekecektir.
Diğer yandan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Tutuklama Nedenleri Başlıklı 100.maddesinde 6136 Sayılı Kanun 13.maddesi’nin eklenmesi şeklinde bir düzenleme yapılmaması; Kanun Koyucu’nun somut olay bakımından savcılık makamına ve sorgu hakimlerine tutuklama kararı verilip verilmemesi noktasında takdir hakkı bıraktığı şeklinde değerlendirilmektedir.
Zira 6136 sayılı Kanun 13.maddesi 3.fıkrası haricinde kalan halin dışında ruhsatsız tabanca bulundurulması veya satın alınması veya taşınması suçunun cezası 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile adli para cezasıdır. Söz konusu suçun ceza miktarlarında 5375 sayılı Kanun infaz hükümleri de düşünüldüğünde somut olayın şartlarına göre; tutuklama kararının ölçülülük ilkesine aykırılığı iddiası gündeme gelebilecektir.
C. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Giriş aşamasında belirttiğimiz üzere toplumumuzda adalete güven inancının azalması ve şiddet eylemlerinin artış göstermesi ; bireysel silahlanmaların yaygınlaşması sonucunu doğurmuştur.
Bireysel silahların yaygınlaşması ise şiddet eylemlerinin daha vahim gelmesine yol açmaktadır. Kanun Koyucu 6136 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ile toplumdaki cezasızlık algısının ve şiddet eylemlerinin önüne geçmeyi amaçlamıştır. Ancak yapılan kanun değişikliklerinin torba yasa ile birlikte getirilmesi mevcut sorunun sosyolojik yönünün yeterince irdelenmediğini göstermektedir. Yine söz konusu kanun değişikliklerinin bir torba yasa ile birlikte yapılması da hukuk tekniği açısından da eleştirilmektedir.
Yine söz konusu kanun değişikliklerinin uygulanmasında da Anayasamız gereği kanunilik ilkesinin gözetilmesi gerekmektedir.
Zira İstanbul adliyelerinde yaygın olan söylentiler ; Adalet Bakanlığı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından savcılık makamları ve sorgu hakimlerine 6136 Sayılı Kanun’un 13.maddesinin ihlali nedeniyle başlatılan soruşturmalarda şüphelilerin tutuklanmasına yönelik işlemlerinin yapılmasına dair talimat verildiği yönündendir. Bu iddia yazılı medyaya da haber olarak yer almıştır.
Bu husus Kanun Koyucunun iradesinin tanınmaması anlamına gelmektedir. Çünkü Kanun Koyucu’nun 6136 sayılı Kanun 13. Maddesi ile ilgili mutlak tutuklama kararının olması yönünde irade göstermiş olsaydı anılan İç Güvenlik Paketi ile Ceza Muhakemesi Kanunu 100. Maddesinde sayılan suçlara 6136 Sayılı Kanun 13.madde hükümlerini ekleyerek bu iradesini yansıtırdı.
Kanun Koyucu’nun böyle bir iradesi olmamasına rağmen yargı erki mensuplarının talimatlar ile tutuklama kararı verilmesi Anayasa’nın 2.maddesinde belirtilen Hukuk Devleti ilkesinin de ihlali anlamına gelecektir. Kanun Koyucu’nun 6136 sayılı Kanun 13. Maddesinde belirtilen suçun soruşturulmasında tutuklama kararı yönünde yaratmış olduğu boşluk somut olayın şartına göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.