CEZA HUKUKUNDA BASİT YARGILAMA USULÜ VE ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARI HAKKINDA DEĞERLENDİRMELER
A. BASİT YARGILAMA USULÜ NEDİR ?
Ceza mahkemeleri yargılamalarının kişilerinin hayatı üzerindeki etkisi , hukuk mahkemelerine kıyasla yadsınamaz derecede etkiye sahiptir. Zira ceza mahkemesi kararlarında kişinin doğrudan hürriyeti söz konusudur. Ayrıca Ceza Mahkemeleri yargılamaları , caydırıcılık ve toplum vicdanı açısından da öneme sahiptir.
Bu nedenlerle hukuk yargılamalarında şekli gerçeğe ulaşmak esasken Ceza hukuku yargılamasında maddi gerçeği bulmak amaçlanmıştır.
Böylece Ceza Hukukunda duruşma yapılması ve sözlülük ilkesi esastır. Buna göre ; ceza hukuku yargılamalarında suça dair deliller ortaya konarak üzerinde tartışılması ve suç şüphesi altında bulunan kimseye bu hususta savunma hakkı verilmesi gerekmektedir.
Ancak 5271 sayılı Ceza Hukuku Muhakemeleri Kanunumuzun 251. Maddesinde belirtilen Basit Yargılama Usulü , ceza yargılamalarında sözlülük ve duruşma yapılması ilkelerine bir istisna getirmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki bu usul , atılı suçun cezasının yalnızca adli para olduğu ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda , iddianameyi kabul eden mahkemenin takdirine bağlı olarak uygulanmaktadır. Böylece Türk Ceza Kanunu ve ceza hükümleri öngören diğer kanunlarımızda yer alan suçlardan görece cezası daha hafif , toplum üzerindeki etkisi daha az olan suçları kapsamaktadır. Uygulamada bu usulün uygulanarak görüldüğü suçlar ise basit kasten yaralama suçu ( TCK 86/2 ) , tehdit suçu ( TCK 106/1 ) , hakaret suçu ( TCK 125 ) , trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçu ( TCK 179/2,3) trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma (TCK m.180), çevrenin kasten kirletilmesi (TCK m.181),çevrenin taksirle kirletilmesi (TCK m.182) olarak görülmektedir.
Basit yargılama usulü uygulanarak görülecek ceza hukuku uyuşmazlıklarında mahkeme, duruşma yapmayarak dosya üzerinden inceleme kararını vermektedir. İddianameyi kabul eden asliye ceza mahkemesi basit yargılama usulünü uygulamaya karar verdiğini ve iddianameyi sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ ederek , suç konusunda beyan ve savunmalarını on beş gün içerisinde yazılı olarak bildirmeleri istenir.
Taraflar yazılı beyan ve savunma dilekçelerini ibraz ettikten sonra , mahkeme eğer duruşma yapılması gerektiği kanısındaysa duruşma açarak normal yargılama usulüne göre dosyayı yürütebilir. Ancak mahkeme , duruşma yapılmasına gerek olmadığı kanaatinde olursa taraflara yazılı dilekçelerini sunmaları için verilen süre dolduktan sonra duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın dosyanın esası hakkında karar vermektedir.
Mahkeme , duruşma yapmaksızın dosya üzerinden vereceği kararında sanığın suçu işlediğine kanaat getirip sanığın mahkumiyetine karar verecek olursa verilecek sonuç cezadan 1/4 indirim yapacaktır.
Hemen belirtelim ki mahkemenin sırf bu usulü uyguladığı için sanığın cezasında yapacağı 1/4 oranındaki indirim , sanık hakkında verilecek diğer indirim sebeplerinin uygulanmasına da engel teşkil etmemektedir. Gerekli şartların varlığı halinde mahkeme , diğer indirim sebeplerini de uygulayarak sonuç cezayı belirlemektedir.
Mahkemenin basit yargılama usulüne göre karar verdiği dosyalarda , taraflar karara karşı itiraz kanun yoluna başvurma hakkına sahiptir. Taraflar itiraz kanun yoluna başvurduğu taktirde , dosyayı basit yargılama usulü ile gören mahkeme bu kez duruşma açarak dosyayı genel esaslara göre yürüterek kararını vermektedir. Mahkemenin basit yargılama usulü görerek aldığı karara sanık dışındaki kimseler tarafından itiraz edildiği takdirde genel esaslara göre yürütülecek duruşmalı davanın nihayetinde de sanığın cezasındaki 1/4 oranındaki indirim korunur. Ancak basit yargılama usulü ile karara bağlanan dosyaya karşı sanık tarafından itiraz edilirse , mahkemenin genel esaslara göre yürüteceği dava dosyasında önceki 1/4 indirim korunmamaktadır.
Basit yargılama usulü ile görülen karara itiraz edilmesi halinde mahkeme tarafları duruşmaya davet eder. Taraflara gönderilecek duruşma davetiyesinde tarafların genel hükümlere göre taraflar gelmese bile duruşma yapılabileceği ve karar verilebileceği bildirilir. Duruşma yapılmadan önce itirazdan vazgeçilmesi halinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır.
Basit yargılama usulü ile karara bağlanan dosyaya itiraz edilmesi halinde , artık dosya genel esaslara tabii olacağından duruşmalı olarak görülen davanın nihayetinde verilecek karara karşı kanun yolları da genel esaslara göre olacaktır.
B. ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARI VE GEREKÇELERİ
Anayasa Mahkemesi 11/10/2023 tarihinde yayımlanan 32336 sayılı Resmi Gazete ile Basit Yargılama Usulüne Dair İtiraz kanun yolunu öngören Ceza Muhakemesinin 252. Maddesini iptal ettiğini ilan etmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı 11/07/2024 tarihinde yürürlüğe girerek uygulanmaya başlayacaktır.
13 farklı Asliye Ceza Mahkemesi , Basit Yargılama Usulünün çeşitli hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğu ve dolayısıyla iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvuru yapmıştır. Anayasa Mahkemesi , bu başvuruları birleştirerek tek bir dosya halinde başvuru sebeplerini incelemiştir. Bu sebeple , basit yargılama usulü ve basit yargılama usulünde itiraz hükümlerinin Anayasaya aykırı olup olmadığı tüm yönleriyle değerlendirilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ilk gerekçesi ; basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle verilen kararlara itiraz edilmesi halinde genel hükümlere görülecek duruşmalı yargılamada daha önce hükmü veren aynı mahkeme tarafından incelenmesi sonucunun bir nevi ihsası rey olduğu , önceki kararını veren hakimin genel hükümlere göre göreceği duruşmalı yargılamada ön yargılı bir yaklaşım sergileyebileceği bu hususun da tarafsızlık ilkesine aykırı olacağını belirtmiştir. Basit yargılama usulü uygulanarak verilen karara itiraz edilmesi halinde de itiraz üzerine yapılacak incelemenin davanın esası üzerinden değil ancak usulü yönüyle değerlendirilebileceği , bu haliyle karara itiraz yolunun etkin bir itiraz olmadığı belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararının diğer gerekçelerinden birisi ise , basit yargılama usulüne göre verilen kararın diğer ceza yargılamalarında verilen kararlardan farkının olmadığı ; bu sebeple suçun vasıf ve mahiyetinde hataya düşülmesi gibi esasa ilişkin nedenlerin yanında vekalet ücreti , yargılama giderinin yanlış hesaplanması , artırım ve indirim oranının veya ceza miktarının yanlış uygulanması gibi usule ilişkin nedenlerle itiraz edilmesi de söz konusu olabileceği ; tarafların verilen karara hangi nedenle itiraz edildiğine bakılmaksızın her durumda duruşma açılması hususunu Anayasanın 141. Maddesinde belirtilen yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmasına ilkesine aykırı olduğu belirtilmiştir.
Yine diğer bir iptal gerekçesi ise , basit yargılama usulüne göre verilen kararın vekalet ücreti, yargılama giderinin yanlış hesaplanması , artırım ve indirim oranının veya ceza miktarının yanlış uygulanması gibi usule ilişkin nedenlerle sanık tarafından itiraz edilmesi halinde itirazın duruşma açılarak görülmek zorunda olması ; duruşma açıldığı için de sanığın daha önceki 1/4 indirim halinden faydalanamadığı , bu hususun sanık açısından adalet ve hakkaniyet ölçütleriyle bağdaşmayan sonuçlar doğurduğunu ifade etmiştir.
Anayasa Mahkemesi esasen Basit Yargılama Usulüne İtiraz halini düzenleyen 252. Maddenin 1, 2, ve 3. fıkralarında anayasa aykırılık tespit etmiştir. Ancak ilgili fıkraların iptali hususu 252. Maddenin tümünün uygulanmaması sonucu doğurduğu için Basit Yargılama Usulüne İtirazı düzenleyen 252. Maddenin iptaline karar vermiştir.
C. BASİT YARGILAMA USULÜ VE İPTAL KARARI HAKKINDA HUKUKİ DEĞERLENDİRMELERİMİZ
Basit yargılama usulü 24/10/2019 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlanan 7188 sayılı Kanun ile ceza hukuku sistemimize dahil edilmiştir. 2019 yılında yapılan bu değişiklik ile cezası diğer suçlara göre görece daha az olan suçların yargılanmasında alternatif yargılama usulü sunarak asliye ceza mahkemelerindeki dosya ve duruşma yükünün azaltılması ve kapsam dahilinde kalan suçların yargılamalarının daha hızlı şekilde sonuçlanması amaçlanmıştır.
Ancak uygulamada görüldüğü kadarıyla basit yargılama usulünde verilen karara itiraz edilmesi halinde duruşma açılma zorunluluğunun olması mahkemelerin iş yükünü artırmıştır. Bu kez mahkemeler atılı suçta şartları oluştuğu taktirde öncelikle basit yargılama usulünü deneyerek karar vermekte , verilen karara itiraz edilmesi halinde tekrar duruşma açmaktadır. Bu halde asliye ceza mahkemeleri bir dosya hakkında iki kez karar vermektedir. Böylece asliye ceza mahkemelerinin iş yükünü azaltma hedefine ulaşılamamıştır. Ayrıca basit yargılama usulü uygulanarak verilen karara itiraz üzerine tekrar duruşma açılması zorunluluğu yargılamanın daha hızlı sonuçlandırılması amacına aykırı durum yaratmıştır.
Ayrıca basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle verilen karara itiraz edilmesi halinde yine aynı mahkeme duruşma görmektedir. Bu nedenle aynı mahkeme , daha önce verdiği bir karara yapılan itirazı yine kendisi değerlendirmektedir. Böylece uygulamada , itiraz üzerine yapılan duruşmalar genellikle şeklen görülmektedir. İtiraz üzerine yapılan duruşmalarda mahkemece verilen kararlar değişmemektedir. Usulle ilgili itiraz yolu , etkin bir itiraz yolu olmaktan uzaktır.
Ceza Muhakemeleri Kanununun 251. Maddesine göre basit yargılama usulü , sadece adli para cezası ve/veya adli para cezası ile birlikte üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda uygulanabilmektedir. Bu usul uygulanmak suretiyle verilecek mahkumiyet kararlarında da sanık hakkında zorunlu olarak 1/4 indirim yapılmaktadır. Kaldı ki bu indirim sanık hakkında diğer indirim hallerinin uygulanmasına da engel olmamaktadır. Örneğin herhangi bir yargılamada sanığın cezasında TCK 62 maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılmaması hususu genellikle istisnadır. Yargılamayı yapan mahkeme , sanık hakkında TCK 62. Maddesi uyarınca indirim yapmazsa , bu hususu gerekçelendirmek zorundadır. Bu sebeple uygulamada çoğunlukla atılı suçun cezasında TCK 62 Maddesi hükmü uygulanmaktadır. Basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle verilecek mahkumiyet hükümlerinde 1/4 indirim yapılması , akabinde 1/6 indirim yapılması gerekecektir. Böylece , usul uygulanmak suretiyle verilen mahkumiyet hükümleri sanık açısından cezasızlık anlamına gelecektir. Bu husus mağdurun , yargılamadan umduğu tatmin hissini de sona erdirmektedir.
Anayasa Mahkemesi konuyu çok çeşitli yönleriyle değerlendirmiş ve nihayetinde basit yargılama usulünün itiraz kanun yolunu öngören maddesini iptal etmiştir. Anayasa mahkemesinin iptal kararına bu yönüyle katılmaktayız. Ancak basit yargılama usulü kanunda yerini korumaktadır.
Kanaatimizce basit yargılama usulü hükümlerinin ; hükmün açıklanmasının geriye bırakılması , kamu davasının açılmasının ertelenmesi , hapis cezasının ertelenmesi ve 5275 sayılı İnfaz Kanunu hükümleriyle birlikte değerlendirilerek gözden geçirilmesi gerekmektedir. Tüm bu hususlar değerlendirildiğinde , ceza yargılaması sonucu sanık hakkında verilecek 2 yıl sonuç cezanın bir caydırıcılığı kalmamaktadır. Böylece toplumumuzun genelinde , diğer suçlara göre görece daha haksızlık içerdiği düşünülen suçların cezasında cezasızlık anlayışı oluşmaktadır. Bu nedenle basit yargılama usulünün sanık hakkında diğer hafifletici sebepler ve lehe hükümler ile ilişkisi ayırt edilmeli ; toplumumuzda hakim cezasızlık anlayışına katkı sunmamalıdır.
Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin Basit Yargılama Usulünde İtiraz Kanun yolunu öngören CMK 252. Maddesini iptal etmesi olumludur. Ancak Basit Yargılama Usulünün esasına ilişkin bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.